özel ders şehirlerarası nakliyat istanbul evden eve nakliyat panax
  ANTALYA KENT KONSEYİ YÜRÜTME KURULU SAGALASSOS’TA

  • Kategori
    :Yürütme Kurulu Haberler
    Tarih :3/12/2015
    Okunma Sayısı :704

    ANTALYA KENT KONSEYİ YÜRÜTME KURULU SAGALASSOS’TA

     

    Yavuz Ali Sakarya

     

    Antalya Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyeleri, artık geleneksel hale gelen kültür gezilerinden birini daha Sagalassos’a yaparak, ören yerindeki son değişiklikleri yerinde izleyerek bilgilendi, tazelendi.

     

    Baştan sona neşeli ve eğlenceli geçen gezinin en çarpıcı yanı antik dünyadan günümüze bir yıldız gibi parlayan Sagalassos kenti, kentin simgesi haline gelen Antoninler Çeşmesi ve Neon Kitaplığı oldu.

     

    Yürütme Kurulu üyeleri sabah saat 8:30 gibi Kent Konseyi binası önünde toplanmaya başladılar. Birer birer çoğaldılar, “Damlaya damlaya göl” oldu, saat 9:00 u bulduğunda, Turizm grubu başkanı Recep Yavuz’un bütün iyi niyetiyle organize ettiği ve NBK turizm acentası tarafından tura tahsis edilen araca binildi. (Bize düşen, Recep Yavuz arkadaşımıza ve temsil ettiği şirkete, turu yapılabilir kılan katkıları için içten bir teşekkür etmektir. Unutmadan onu da yerine getirmiş olalım. YAS)

    Gezi, programla ilişkin bilgi verilerek devam etti. İlk hedef Sagalassos antik kenti idi. Sonra Ağlasun kent merkezinde bulunan 100 yıllık çınar görülecek, Ozan Hasan Hüseyin Korkmazgil anılacak, daha sonra öğle yemeği yenecek ve Burdur Arkeoloji müzesi gezilerek, antik kentle müzede sergilenen eserler ilişkilendirilip, geri dönülecekti.

     

    Her zaman bu tip turlara tek rehberle çıkılırken, bu kez bir rehber enflasyonu vardı demek doğru olur. Acentanın temin ettiği rehber Hakan, gençliği ve bölgeye olan hakimiyeti ve yerinde açıklamaları ile gezi boyunca göz doldurdu.

     

    Asıl turu anlatacağı önceden kararlaştırılan Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, her zaman ki bilgisi, deneyimi ve sorumluluk anlayışı ile turun düzgün geçmesinde üzerine düşeni yaptı, açıklamaları ile geziye katılanlara Sagalassos ören yerine ilişkin bilgileri vermekle kalmadı, aynı zamanda katılımcıları göz bebeğimiz Anadolu hakkında bilinçlendirmek için elinden geleni yaptı. Bunu da çok güzel başardı, gezi sonunda Anadolu aşıklarının (severlerinin) sayısını artmış görmek güzeldi.

    Saat tam 9:00 da, grup gecikmesiz Kent konseyi önünden hareket etti. Genel açıklamalar yapılarak, bölgeye ilişkin bilgiler verilerek yola devam edildi.

    Yolda kimi katılımcılar, Susuz kervansarayını görmek istediklerini söylediler. Genel istek üzerine Susuz Kervansarayına sapılarak, restorasyon sonrası durumu görüldü. Restorasyon sonrasında kapısı kilitli tutulan kervansarayın bu kez kapısı ardına kadar açıktı. İçeride in cin top oynuyordu.

     

    Aslında köyün böyle bir değere sahip olması köy için bir ayrıcalıktı ama hiç kimse bunun farkında bile değildi. Başka bir ülkede böyle bir olanak olsa nasıl değerlendirirler diye düşünmeden, üzülmeden edemedik.

     

    Kervansaray’ın yanındaki açık alanda ayakta simitlerimizi ve gravyar peynirlerimizi yedik. Günün anısına fotoğraflar çektirdik. 
    Yolcu yolunda gerekti, Sagalassos antik kentine doğru yola çıktık. 

    Yolda, seramik yapımı için uygun toprağın, Çanaklı denilen bölgenin yaklaşık 2 kilometre kadar güneyinde Kadran Dağının yamaçlarında bulunan “Yumaklı” denilen yerdeki açık ocaklardan sağlandığını öğrendik. Ocaktan çıkartılan toprağın at ve eşek gibi yük hayvanları yardımıyla seramik işliklerine çıkartılarak işlendiklerini ve uygarlık adına seramiğin ne önem taşıdığını anlattılar, dinledik. 
    İyice elenen toprağın, işlik içine alınarak ayrı bir yığın haline getirildiğini, toprak yığınının ortasının havuz şeklinde açılarak içine su doldurulduğunu, kürek yardımıyla suyla toprağın karıştırıldığını, böylece kullanılacak kilin aktarma işleminin yapıldığını öğrendik.

    Daha sonra, elde edilen çamurun ayakla sıkıştırılarak atölye içinde bir köşeye yerleştirildiğini, Sıkıştırılmış bu çamur yığınının üzerine elde edilen sertlik derecesini kaybetmemesi için ara sıra su serpiştirildiğini, bu işleme beldede, “yağlama” ya da “zıvıklama” (cıvık tutma) dendiğini, hazırlanan kilin, üzerinin bir bez parçası ile örtülerek elde ya da çarkta şekillendirilmek ve seramik üretilmek üzere, kullanıma hazır halde bir süre beklemeye alındığını öğrendik. Bilgilendik. 

     

    Yürütme kurulu üyemiz Dr. Arif Bulut'tan Ağlasun'a ilişkin anektodlar dinledik. Kendisi 10 yatak kapasiteli Ağlasun hastanesinin uzun yıllar ilk başhekimi ve kaymakam vekili olarak ilçede çalışmış ve bölgeyi iyi tanıyan bir arkadaşımızdı. Konuyu insan ilişkileri açısından ele alarak değerlendirdi ve geziye gerçekten çeşni kattı.

     

    Ağlasun'un içinden geçerek, Ozan Hasan Hüseyin Korkmazgil’i ve kent merkezinde bulunan bin yıllık çınarı (her iki çınarı da) selamlayarak antik kente doğru yedi kilometrelik yokuşu tırmanmaya başladık.

    Kasımın 20 si olmasına karşın, Toroslar'a çıkmamıza ve 2000 metre irtifaya tırmanmamıza karşılık hava da mükemmeldi. Böylesi bir gezi için çok uygundu.

     

    Sagalassos kentinde gezide görev alan rehberler arasında güzel bir dayanışma olduğunu, bilgi ve anlatım paylaşımı olduğunu, herkesin katkı koyduğunu, iyi niyetin dorukta olduğunu, gezinin zenginleştiğini gördük.

     

    Antalya Kent Konseyi adına bu geziyi düzenleyen rehber Prof. Neyişçi, ülkemizde bilgisizliğe ve bilinçsizliğe, bunun doğal sonucu olarak da ilgisizliğe dikkatleri çekerek, çözümün ancak ve ancak, bu alanda da verilecek yoğun eğitim ve bilgilendirmekle çözülebileceğine inandığını söyledi.

     

    Ülkede uygulanan eğitim sisteminin bireye “özgüven” vermekten çok uzak olduğunu söyleyen Prof. Neyişçi, “İşleri savsaklamadan, kuru gürültüye getirmeden iyi yönlerimizi tanıyıp geliştirmeyi, kötü yönlerimizi de tanıyıp törpüleyip yok ettiğimizi görmemiz gerekir. Ne övünmek ne de sürekli yerinmek bize yakışmaz. Neysek oyuz, onu bilerek, gereğini yapmamız gerekir,” dedi.

     

    “Kötü giden işlerden dolayı üzülmek ne kadar yanlışsa, iyi yönlerimizi de abartmak o kadar yanlıştır. Her şeyin kararında olması ve onun da uygulanan eğitim sisteminin içeriğine dahil edilmiş olması gerekmektedir. Bizler, bir zamanlar, “Gavur İzmir “ diye diye biliyorsunuz, İzmir’in adını bile değiştirmeye kalkmıştık. Burada söylemden geçemeyeceğim bir husus daha var. Toplum olarak ören yerlerine bu kadar ilgisiz kalmamızın, Sagalassos’u çoğu kimsenin bilmiyor olmasının arkasında yatan gerçek de, buranın da tıpkı İzmir gibi insanımız tarafından genel manada “gavur işi” olarak görülmesinden kaynaklanmaktadır. Bu ne kadar yanlış bir davranıştır, kavramalı, kavratmalıyız.

     

    “ANADOLU’DA NE VARSA, AYRIMSIZ HEPSİ BİZİM MALIMIZDIR, bilmeliyiz. Hiçbir uygarlığı ötelememeli, gavur işi yapmamalıyız.” Diyerek de devam etti.

     

    Bir rehber olarak, ilk rehber Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir’le aynı görüşleri paylaşan Neyişçi, Trakya ‘da dahil olmak üzere Anadolu’ya bütüncül bakmak gerektiğini, ayrımsız hepsini sahiplenmek gerektiğini söyledi.

    Anadolu'da kültür, sanat ve tarih adına ne varsa, tümünün Anadolu’ya ait olduğunu ve bu konuya hep aynı gözle bakmak gerektiğini vurguladı.

     

    Rehber Neyişçi, “Yer üstü yer altı Anadolu’da ne varsa, Anadolu işi ne varsa, hepsi bizimdir. Biz bu topraklarda sadece bin yıldır yaşıyoruz, gerisi bizi ilgilendirmez diyemeyiz. Doğanın birer parçası olan bizler, aslında üzerinde yaşadığımız coğrafyanın ürünüyüz. Kişiliğimizi belirleyen, benliğimizi oluşturan yaşadığımız coğrafyadır.

    Toros dağları da, bölgedeki ovalar ve yaylalar da benim kişiliğimi etkilemiş, davranış biçimimi oluşturmuş, kültürümü sanatımı etkilemiş, tetiklemiştir. Sadece coğrafya değil, tüm ırklara ev sahipliği yapan Pamfilya bölgesi de önemli tarihsel geçmişiyle beni derinden etkilemiştir. Perge’deki sütunlu cadde de, Susuz Han ya da İncirhan kervansarayı da Yivli Minare ya da Kesik Minare de, etkilemiş, beni ben yapan ögeler olmuşlardır.

     

    Bu topraklarda kiracı olmadığımıza göre, yarın canımız çekip, bir yerlere gitmeyeceğimize göre, ev de benim, mülk de benim anlayışı ile bakmamız, gerekmektedir.

     

    Ayrımcılık yapar, bu Grektir, bu Romalıdır, bu Bizanstır, bu Selçukludur, bu da Osmanlıdır diye dışlarsak, kendi kendimizi inkar etmiş, yabancılaşmış oluruz.

     

    İşte o zaman oturup kalkacak, yatacak yerimiz olmaz, ayak basacak yer arar, dururuz. İnsanları dillerine göre bu Almanca konuşuyor, bu Rusça biliyor, bu Latince yazıyor diye ayırmaya, sınıflandırmaya kalktığınızda, konuşacak insan, iletişim kurulacak dil, kendinizi ifade edecek sözcük bulamazsınız. Kendinizi dar bir alana hapsedersiniz.

     

    Yurttaşlık kavramı, yaşadığınız yeri sahiplenmekle ilintilidir. Bu ülkeyi vatan yapmaya kararlı iseniz, bütün bu çok çeşitli iletişim ve etkileşimlerin bileşkesinde yaratılmış olduğunuzu, onlarla harmanlanarak kişiliğinizi geliştiğini, biliyor olmanız gerekir.

    Bu ülke ne çekiyorsa, bilgisizlikten ve cehaletten çekmektedir.” Diyen Neyişçi, yukarıdaki anlayışın yabancı insanların ülkeye bakış açısını da değiştireceğine inandığını söyleyerek, bilinçlenmek gerektiğini vurguladı.

     

    Farklılıkların zenginlik olduğuna değinen Prof. Dr. Neyişçi, “Gözden ırak olan gönülden de ırak oluyor, o nedenle, Anadolu’da iz bırakan kültürleri, büyük küçük demeden önemli önemsiz ayrımı yapmadan yakından tanımak ve özümsemek gerekmektedir.” Dedi.

    “Derdimiz Anadolu olduğuna göre, yarım milyon yıllık Karain Mağarasının, 500 bin yıllık bir yaşam geçmişi olmasına rağmen, yıllık ziyaretçi sayısının 13 bini geçmediğine dair bilgiler bizi üzüyor. Bu mağara bir başka ülkede olsa, önünde uzun konvoylar oluşurdu.

    Neolitik (Cilalı Taş) devrinde pek çok alanda devrim yaratan Çatalhöyük, dünyanın en eski kent yerleşimi olmasına karşın, yıllık ziyaretçi sayısının 20 bini bulmaması, trajikomik bir durumdur.

     

    Yaklaşık 9 bin 500 yıllık geçmişi olan, dünya kültürüne inanılmaz katkıları olmuş bir yeri yılda ancak 20 bin kişinin gezmesi anlaşılır gibi değildir.” gibi örneklerden yola çıkarak, başka ülkelerle karşılaştırmalar yapan Neyişçi Hoca,

    İngiltere’de bundan ve Çatalhöyük’ten 4 bin yıl daha genç olan ve Stonehenge dedikleri bir yerin yıllık ziyaretçi sayısı 1 milyonun üzerinde olduğunu, bunları yabancı olarak, gavur işi olarak gördüğümüz sürece, bir caminin de, kervansarayın da, Sagalassos’un da kıymetini bilmemizin mümkün olamayacağını söyledi.

     

    Kent içinde gezilecek ne varsa, birbiri ardına gezildi ve gerekli açıklamalar yapıldı. Antoninlar Çeşmesi'nin muhteşem görüntüsü insanları büyüledi. Neon kütüphanesi bilgiye verilen önemi gösterdiği kadar zenginlerin yaşadıkları kente olan vefa borcunu nasıl ödediğini göstermesi bakımından ilgi çekti. Kütüphanenin önünde bulunan Dor Çeşmesinden kana kana su içildi. 2000 yıl öncesine gidildi.

     

    Tiyatro dışında karış karış gezilen Sagalassos’un ardından öğle olmuş, acıkmaya başlamıştık. 
    Su başında yine Recep Yavuz beyin organize ettiği bir köy restoranında taze alabalık yenilerek yapraklarını dökmekte olan kiraz ağaçların altında sıcak bir sonbahar ortamında karınlar doyuruldu. Lokanta sahibinin esprili konuşmaları dinlendi. Yemek uzadı da uzadı. İnsanlar gevşedi ve rahatladı. Zamanın nasıl geçtiği bilinemedi.

     

    Ama sırada Burdur Müzesi vardı. Ören yerinde anlatılanların müzede asılları görülecekti. Ne olduysa, yorgunluk ve çöken ağırlık, bir anda grubun “Müzeye bir başka sefer gidelim, geç kalacağız” düşüncesine dönüştü. Nede olsa demokrasi vardı. En azından bizim içimizde demokrasi vardı. Oylandı. 

    Müze olmadan Sagalassos gezisinin yarım kalacağını düşünen ben dışında herkes, geri dönüş için oy kullandı. 1 oya karşılık dönüş kararı aldık ve uyguladık. Ben demokratik hakkımı kullanmış oldum, ama karara da saygı duydum.

     

    Gezi otobüsümüz Antalya Kent konseyi önüne, bizi aldığı yere getirdiğinde, biraz yorgun ama Sagalassos’u da son haliyle görmekten son derece mutluyduk. Birbirimize esenlikler dileyerek ve emeği geçenlere teşekkür ederek bir turu daha sorunsuz tamamlamış olduk. Sonraki turlarda buluşmak üzere sözleşerek, alanı terk ettik.

    Yürütme Kurulu Haberler
    YÜRÜTME KURULU KASIM AYI TOPLANTISI YAPILDI.
    ANTALYA KENT KONSEYİ YÜRÜTME KURULU BELEDİYE BAŞKANLARI İLE BULUŞUYOR
    ANTALYA KENT KONSEYİ YÜRÜTME KURULU EKİM AYI TOPLANTISI YAPILDI.
    YÜRÜTME KURULU EKİM AYI TOPLANTISI YAPILDI.
    YÜRÜTME KURULU ÇALIŞMA DÖNEMİNİN SON TOPLANTISINI YAPTI
    ÜYEMİZ ALİ ULVİ BÜYÜKNOHUTÇU VE EŞİ AYSİN BÜYÜKNOHUTÇU NUN KATLEDİLİŞİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI
    DIŞİŞLERİ BAKANI SN. MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU KENT KONSEYİ’NDE
    YÜRÜTME KURULU MART AYI TOPLANTISI YAPILDI.
    Yürütme Kurulu Ocak Ayı Toplantısı Yapıldı.
    YÜRÜTME KURULU TOPLANDI.
    YÜRÜTME KURULU KASIM AYI TOPLANTISI YAPILDI
    YÜRÜTME KURULU TOPLANDI
    ANTALYA KENT KONSEYİ YÜRÜTME KURULU HAZİRAN AYI TOPLANTISI YAPILDI.
    YÜRÜTME KURULU KENTSEL DÖNÜŞÜMLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI DÜZENLEDİ
    YÜRÜTME KURULU NİSAN AYI TOPLANTISI YAPILDI
    YÜRÜTME KURULU OCAK AYI TOPLANTISI YAPILDI.
    YÜRÜTME KURULU ARALIK AYI TOPLANTISI YAPILDI
    ANTALYA KENT KONSEYİ YÜRÜTME KURULU SAGALASSOS’TA
    YÜRÜTME KURULU KASIM AYI TOPLANTISI YAPILDI.
    YÜRÜTME KURULU EKİM AYI TOPLANTISI YAPILDI.
    123